Bugünü Unutma!
Hayat gerçekten inişli çıkışlı bir yolculukmuş. Çıkışa geçtiğim bir dönemde o kadar hızlı bir şekilde inişe geçtim ki, sanki bir plazanın 40. katından aşağıya attılar beni. Resmen çakıldım. En son ayna karşısındaki oturmuş ağlarken sağ profilden nasıl göründüğüme bakıyordum. Çok üzgün olduğumda bana en iyi gelen şeyi yapmaya karar verdim. Yazmayı, anlatmayı.
Merhaba ben melankolik Pollyanna. Bu ismi bana çok sevdiğim biri taktı. Önceleri çok kızmıştım ama sanırım başka bir tabir beni daha iyi anlatamazdı.
Şimdiye kadar çok kez yazdım. Yazdım, sildim. Sildim, tekrar yazdım. Hep olmadığını düşündüm. Yazdıklarımın okunmaya değer olmadığını. Ama az önce durdum şöyle bir düşündüm de asıl problemimin yazdıklarımı başkalarının okuma korkusundan kaynaklandığını fark ettim. Aslında bunu fark etmek çok da zor olmasa gerek. Neticede ben günlük tutup daha sonra yazdıklarını yırtıp çöpe atan biriyim. Kimse bilmesin istiyorum. Ama yazmayı çok seviyorum.
Kim olduğum bilinmeden yazmak bana iyi gelecek. Hemde bu inişli çıkışlı yolculukta yolda birileriyle aynı hisleri duyguları paylaşmak yaralarımıza iyi gelir belli mi olur. En kötü döner ben tekrar okurum yine 40. Kattan aşağıya itildiğimde. Üzülme derim kendime, ilk kez olmuyor. Bak yine olmuştu ve üstesinden gelmiştin.
Dert bir değil ki! 1-3-5 say say bitmiyor. Belki yazdıkça acısı azalır, paylaştıkça yüküm hafifler. Dünya üzerinde bir noktayız evet biliyorum. Ama bende herkes gibi dünya sadece benim etrafımda dönüyor sanıyorum. İnsan olmak böyle bir şey sanırım. Kendi rolümü sahneliyorum, sahnelemeye çalışıyorum. Şimdi kendimi çakıldığım yerden kazıyıp tekrar ayağa kaldırma vakti.
Yorumlar
Yorum Gönder